Kuvayi Milliye - Siirler 3 Kuvayi Milliye Saat 21 - 22 Siirleri Dört Hapisaneden Rubailer
-
- Türkisch ausgewählt
16,99 €
inkl. gesetzl. MwSt.,
- Kostenlose Lieferung ab 30 € Einkaufswert
- Versandkostenfrei für Bonuscard-Kund*innen
Beschreibung
Produktdetails
Einband
Taschenbuch
Erscheinungsdatum
01.08.2019
Verlag
Yapi Kredi Yayinlari YKYSeitenzahl
226
Maße (L/B/H)
21,2/13,6/1,7 cm
Gewicht
210 g
Sprache
Türkisch
ISBN
978-975-08-0375-8
Saat 21-22 Siirleri
Dört Hapisaneden
Rubailer
Türk siirinin cizgisini degistirmis, cok yönlü, evrensel boyutlu bir sair ve yazarin bu basim icin yeniden gözden gecirilmis, kaynak metinler esas alinarak düzeltilmis külliyati...
Tadimlik
Biz ki Istanbul sehriyiz,
Seferberligi görmüsüz
Kafkas, Galicya, Canakkale, Filistin,
vagon ticareti, tifüs ve Ispanyol nezlesi
bir de Ittihatcilar,
bir de uzun konclu Alman cizmesi
914ten 18e kadar
yedi bitirdi bizi.
Mücevher gibi uzak ve erisilmezdi seker
erimis altin pahasinda gazyagi
ve namuslu, caliskan, fakir Istanbullular
sidiklerini yaktilar 5 numara lambalarinda.
Yedikleri misir kocaniydi ve arpa
ve süpürge tohumu
ve cöp gibi kaldi cocuklarin boynu.
Ve lakin Tarabyada, Pötisanda ve Adada Kulüpte
akti Ren saraplari su gibi
ve sekerin sahibi
kapladi Milovicin yorganina 1000 liraliklari.
Milovic de beyaz at gibi bir kari.
Bir de sakali Halifenin,
bir de Vilhelmin biyiklari.
Biz ki Istanbul sehriyiz,
güzelizdir,
dört yanimiz mavi mavi dagdir, denizdir.
Öfkeli, büyük bir sair
Ey bin kocadan arta kalan bilmem neyi bakir
demis
bize
ve bir baskasi,
yekpare Acem mülkünü feda etti bir sengimize.
Biz ki Istanbul sehriyiz,
iste, arzederiz halimizi
Türk halkinin yüce katina.
Mevsim yazdir,
919dur.
Ve tesrinlerinde gecen yilin
dört düvele teslim ettiler bizi,
gözü kanli dört düvele
anadan dogma cirilciplak.
Ve kurumustu
ve kan icindeydi memelerimiz.
Biz ki Istanbul sehriyiz,
Fransiz, Ingiliz, Italyan, Amerikan
bir de Yunan,
bir de zavalli Afrika zencileri
yer bitirir bizi bir yandan,
bir yandan da kendi köpek döllerimiz
Vahdettin Sultan,
ve damadi Ferit
ve Ingiliz muhipleri
ve Mandacilar.
Biz ki Istanbul sehriyiz,
yüce Türk halki,
malmun olsun cektigimiz acilar...
919 Temmuzunun 23üncü günü
pek mütevazi bir mektep salonunda
inikad etti Erzurum Kongresi.
Erzurumun kisi zorludur, balam,
tandirinda tezek yakar Erzurum,
buz tutar yigitlerin biyigi
ve geceleyin karli ovada
kaskati katilasmis, donmus görürsün karanligi.
Erzurumda kavaklar, balam,
Erzurumda kavaklar tane tane,
kavaklarda tane tane yapraklar.
Ve terden ve toz dumandan ve sinekten gecilmez
Erzurumda yaz gelip de basti miydi sicaklar.
Erzurumun düzdür, topraktir dami.
Erzurumun güzelleri giyer, balam,
incecik ak yünden ehrami.
Yürek boynun büker, balam,
Erzurumlu türkülere.
Halim selimdir Erzurumun adami
ve lakin dönmesin gözü bir kere...
Erzurumda on dört gün sürdü Kongre
orda, mazlum milletlerden bahsedildi
bütün mazlum milletlerden
ve emperyalizme karsi dövüslerinden onlarin.
Orda, bir Srayi Millden bahsedildi,
Iradei Milliyeye müstenit bir Srayi Millden.
Buna ragmen,
si gelmiyelim diyenler vardi,
makami hilafet ve saltanata.
Hatta casuslar vardi icerde.
Buna ragmen,
Bütün aksami vatan bir küldür denildi.
Kabul olunmaz, denildi,
Manda ve Himaye...
Buna ragmen,
Istanbulda bircok hanimlar, beyler, pasalar,
Türk halkindan kesmislerdi umudu.
Yagdirildi telgraflar Erzuruma
Amerikan mandasi altina girelim, diye.
Istiklal, diyorlardi, sayani arzu ve tercihtir, amma
bugün bu, diyorlardi, mümkün degil,
birkac vilayet, diyorlardi, kalacak elde,
su halde, diyorlardi, su halde,
Memaliki Osmaniyenin cümlesine samil
Amerikan mandaterligini talep etmegi
memleket icin en nafi
bir sekli hal kabul ediyoruz.
Fakat bu sekli halli kabul etmedi Erzurumlu.
Erzurumun kisi zorludur, balam,
buz tutar yigitlerin biyigi.
Erzurumda kaskati, dimdik ölür adam,
kabullenmez yilginligi...
Istanbulda hanimlar, beyler, pasalar,
tül perdeler, kravatlar, apoletler, siseler,
citi piti dilleri ve pamuk gibi elleri
ve bicare telgraf telleri
devretmek icin Amerikaya Anadoluyu
söyle diyorlardi Erzurumdakilere
Bizi bir basimiza biraksalar,
tarafgirlik ve cehalet
ve cok konusmaktan baska müspet
bir hayat kuramayiz.
Iste bu yüzden Amerika cok isimize geliyor.
Filipin gibi vahsi bir memleketi adam etti Amerika.
Ne olacak,
biz de on bes, yirmi sene zahmet cekeriz,
sonra Yeni Dünyanin sayesinde
istiklali kafasinda ve cebinde tasiyan
bir Türkiye vücuda geliverir.
Amerika, icine girdigi memleket ve millet hayrina
nasil bir idare kurdugunu
Avrupaya göstermek ister.
Hem artik isi uzatmaga gelmez.
Cok tehlikeli anlar yasiyoruz.
Sergüzest ve cidal devri gecmistir
Türkiyeyi genis kafali birkac kisi belki kurtarabilir.
4 Eylül 919da toplandi Sivas Kongresi,
ve 8 Eylülde
Kongrede bu sefer
yine ortaya cikti Amerikan mandasi.
Ak koyunla kara koyunun
gecitte belli oldugu günlerdi o günler.
Ve Istanbuldan gelen bazi zevat,
sapsari yilginliklariyla beraber
ve ihanetleriyle birlikte
bir de Amerikan gazeteci getirmistiler.
Ve Erzurumlulardan ve Sivaslilardan ve Türk milletinden cok
isbu Mister Bravna güveniyorlardi.
Bu zevata
Istiklalimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler
denildi.
Fakat ayak diredi efendiler
Mandanin, istiklali ihlal etmiyecegi muhakkak iken,
dediler,
Herhalde bir müzaherete muhtaciz diyorum ben,
dediler,
Hem zaten,
dediler,
birbirine mani seyler degildir
istiklal ile manda.
Ve esasen,
dediler,
müstakil kalamayiz böyle bir zamanda.
Memleket harap,
toprak corak,
borcumuz 500 milyon,
varidat ise 15 milyon ancak.
Ve Allah muhafaza buyursun
Izmir kalsa Yunanistanda
ve harbetsek,
düsmanimiz vapurla asker getirir.
Biz Erzurumdan hangi simendiferle nakliyat yapabiliriz
Mandayi kabul etmeliyiz, hemen,
dediler.
Onlar dretnot yapiyor,
biz yelkenli bir gemi yapamiyoruz.
Hem, Istanbuldaki Amerikan dostlarimiz
Mandamiz korkunc degildir,
diyorlar,
Cemiyeti Akvam nizamnamesine dahildir,
diyorlar.
Ve böylece, bin dereden su getirdi Istanbuldan gelen zevat.
Sivas, mandayi kabul etmedi fakat,
Hey gidi deli gönlüm,
dedi
Akilli, umutlu, sabirli deli gönlüm,
ya ISTIKLL, ya ölüm
dedi.
Kambur Kerim de böyle dedi aynen.
Adapazarliydi Kambur Kerim.
Seferberlikte ölen babasi marangozdu.
Seferberlik denince aklina Kerimin
cok beyaz bir yastikta kara sakalli bir ölü yüzü,
Fahri Bey ciftliginde patates toplayip
kaz gütmek,
mektep kitaplari
ve bir de saclari altin gibi sari
fakat alni cizgiler icinde anasi gelir.
335te Kerim Eskisehir e gitti,
mektebe, teyzelerin
Noch keine Bewertungen vorhanden
Verfassen Sie die erste Bewertung zu diesem Artikel
Helfen Sie anderen Kundinnen und Kunden durch Ihre Meinung.
Kurze Frage zu unserer Seite
Vielen Dank für Ihr Feedback
Wir nutzen Ihr Feedback, um unsere Produktseiten zu verbessern. Bitte haben Sie Verständnis, dass wir Ihnen keine Rückmeldung geben können. Falls Sie Kontakt mit uns aufnehmen möchten, können Sie sich aber gerne an unseren Kund*innenservice wenden.
zum Kundenservice